Müge Şenel

19 Haziran 2017 Pazartesi

En fazla...

Fısıldadı son fasılda,
duygun kulaklarda eridi sesler.
Yanar mı bu dağ? diyordu usulca,
yanarsa lavlarla taşınırdı sözler,
en fazla duman dumana kalırdık.

Kabuklar sert değildi yeterince
ve hala tazeydi yaralar.
Eriyiğe karıştık sonunda
Alevlenir mi bu ruh? diyordu ürkekçe, 
sönerse rüzgârda dağılırdı hisler
en fazla nefes nefese kalırdık.

Birkaç tel saç sığındı yastığa,
yaş akıtamadı yorgun gözler. 
Kaybolur mu bu düş? diyordu safça,
yiterse karanlığa düşerdi eller
en fazla uyuyakalırdık. 

3 Haziran 2017 Cumartesi

Saat on iki

Uyumaktı niyetim,
saat on ikiyi vurana dek.
Oysa yalnızca bayılmışım,
korkuyorum...
Saat on iki,
korkuyorum,
külkedisi yalnızlığından.

Ayılmak, karabasan savuşturur gibi,
rüyadan uyanmak gibi değil hiç.
Uyumak istiyorum ben.
Saat tam on ikiyi vurduğunda
uyandırılmak istiyorum.
Korkuyorum,
bir daha mum üfleyememekten.

Saat on iki.
Yeni bir yaş aldığım söyleniyor.
Hatırlıyorum,
gece ve rüzgar var.
Mum ışığı gibi titriyorum...
Korkuyorum,
kimseler gelmiyor.
Korkuyorum,
sessizce ıslanıp sönmekten.

Prenses değilim ben.
Şayet şair de değilsem,
olsa olsa yalnızımdır.
Korkuyorum,
çekilmiş sulardan ve kuruyan topraklardan.
Saat on iki.
İtiraf ediyorum,
korkuyorum hatırlanmamaktan.