Müge Şenel

15 Nisan 2017 Cumartesi

Defigam-1

Gamı defetmek üzere geldim. Kederi yakamdan silkelemek için ağır ağır çıktım merdivenlerden. Canhıraş bağırasım var, omuzlarım çökmek üzere. Tüm bu karmaşa yerle yeksan edecek beni, az kaldı. Binbir zorlukla çıktığım bu basamaklardan gerisin geri düşersem, her şey mahvolacak...

Dedim ben sana, hem de defalarca... Ağzı mühürleyen şeyler vardır, yeri gelir yüreğini de mühürler. Bilinmese de anlaşılması zorunludur. Sarılmaya, sarmalanmaya en çok ihtiyaç duyulduğunda, yakınlıkların uzaktan el salladığı, mesafenin fersah fersah açıldığı anlar vardır, aciliyet sırasında sonlarda da olunsa, derhal müdahale edilmelidir.

Bak yine söylüyorum can dostum, kabullen! Ya kabullen, ya üzül. Seçim senin... Sendeki hissikablelvuku, fikirlerini etkiliyor, ardından da eylemlerini yönlendiriyor. Evet hissediyorsun, anlıyorsun, fark ediyorsun... Yapıyorsun bunları da, senin fikirlerin onların fikirlerini etkileyecek, senin eylemlerin onların eylemlerini yönlendirecek diye bir kaide yok ki... Keşke insanlığın etki-tepki yasası düşündüğün gibi işleseydi. Her şey ne kadar da güzel olurdu. Etkine karşılık beklediğin tepkiyi bulduğun an, sakın ikinci defa düşünme! Tut ve bırakma onu.

Kederi üzerinden atmak için gözlerini çıkarasıya ovmuşsun. Giysilerini parçalayasıya yıkamışsın. Ruhunu söndüresiye sıkmışsın. Yapma can dostum, mahvetme kendini. Kıymetini bil... Yersiz gamı defet de, kederin bir miktarı kalsın, dert değil. O da lazım... Sevginin olduğu yerde keder de olur, biliyorsun. Fazla sevginin, fazla engel teşkil ettiğini düşünen varsa, elinden bir şey gelmez. Bildiğin tüm yollarla engelleri kaldırdığını apaçık göstermişsen üstelik... Sevgiden sıkılan, şımaran her kim varsa bırak onları, her şey olağanüstü olacak...